Birleşik Türkiye Cumhuriyeti

Birleşik Türkiye Cumhuriyeti
7 Ağustos 2016 tarihinde eklendi, 435 kez okundu.
Reklam

Öncelikle bu bir siyasi  yazı değildir, bunu peşinen ve altını çizerek vurgulayayım. Zira öyle olsaydı Yenikapı’da açıklanan 8.250.000 kişi ve belki bir iki milyon kişinin de geri dönmek zorunda kaldığı ya da meydanına giremediği bu mahşeri birlikteliği hatırlatan tabloda ya siyasi parti liderleri olmazdı ya da asil Türk Bayrağının yanı sıra parti bayrakları da yer alırdı. Dolayısıyla başkomutanından tüm Türkiye’nin siyasi parti erkanına ve en altta benim gibi sade vatandaşların da hep birlikte bir arada olduğu ve dünyaya çok güçlü bir birlikteliğin mesajının verildiği bu özel bir o kadar da anlamlı gün aslında bir olursak iri olursak diri olursak hep birlikte Türkiye olursak nasıl bir tablo ortaya çıkacağının en güzel görüntüsü olmuştur.

Yani “Birleşik Türkiye Cumhuriyeti” (United Turkey Republic).

Peki neden bu isim?

Dikkat edilirse yüzyıllardır beklediğimiz bu tabloya Amerikan menşeli sosyal paylaşım ağı twitter da açılan ve dünyada belki sayılı hashtag ler arasına giren ama maalesef toptrend olarak kalması gerekirken nedense silinen #TurkeyUnited hashtag i bile neden bu isim olduğunu en güzel bir şekilde dünyaya özetledi. Ama dediğim gibi kendi özel siber ve sosyal platform teknolojimizi henüz tam oluşturamadığımız ve kodlama bilgisine sahip olamadığımız için şu an bu teknoloji ile idare etmek zorunda gibi gözüküyoruz.

Bu saatten sonra tüm Türkiye olarak hangi siyasi ve dünya görüşüne sahip olursak olalım düşmanımızın tek olduğunda hemfikir olmamız gerekiyor. Bu düşmanın bir ahtapot olduğunu ve kollarının hangi isimlerle anıldığını artık hepimiz çok iyi biliyor olmamız gerekiyor. Dolayısıyla yerinde ve zamanında bu kollara müdahale ederek insanlığa ve özelde de İslam alemine kasteden bu ahtapotun başını usulca bedeninden ve kollarından ayırarak zararını bertaraf etmek için gerekli tüm teçhizatı kullanmayı çok iyi bilmemiz gerekiyor. Hani ne diyor Kelam-ı Kibar? “Düşmanın silahıyla silahlanın.” Artık bu silah/lar nelerdir çok iyi bilmeliyiz.

Bana göre en güçlü silah “İnanç.” Biz bu silahı 15 Temmuz gecesi Hamdolsun Birleşik Türkiye olarak düşmanın kollarından birini kesmek suretiyle kullandık. Düşman bu silahı başka kollarıyla kullanmak istediğinde aynı silah bizim tarafımızdan daha şiddetli şekilde yeniden devreye gireceğinden ve daha ağır bir cevap verileceğinden şüphem yok. Yani bomerang gibi bu silah her defasında kendi elinde patlayacak. Ancak onların şerde ısrar inancı bizim Hakk inancımız yanında asla galip gelmeyecek. Çünkü biz “…inanıyorsanız üstün gelecek olan sizlersiniz” sözün gerçekliğini 15 temmuz 2016’da, tıpkı 18 Mart 1915’de Çanakkale de, 29 Mayıs 1453 de İstanbul’da olduğu gibi gösterdik.

Bana göre ikinci önemli silah “teknoloji.” Ister savunma sanayi olsun ister ekonomi olsun isterse sosyal hayatın tamamında etkili olan bu silahı artık bizler de “varız” diyebileceğimiz şekliyle kullanabilmeliyiz.  Örneğin;  kendi hava savunma ve taarruz araçlarımızın teknolojisini üretebilmeli, kendi otomobil uçak tren vs üretebilmeli,  kendi sosyal paylaşım platformlarımızla dünya gündemini dizayn edebilmeliyiz.

Son olarak üçüncü önemli silah “ekonomi” şer odaklarının en önemli gücü aslında bu. Şer odakları, kapitalizmin keskin eleğinden, zayıfları bu yolla biçerek elemeye çalışıyor. İlaç sektöründen silah sektörüne medya sektöründen sosyal kültürel ve ictimai tüm sektörlere kadar aslında her şey bu silahı elinde taşıyanlar tarafından şekilleniyor. Aslında en güçlü olanı en sona sakladım zira en zor olanı günümüzde belki de bu. Bu silahı da düşmana karşı bir araç olarak tam donanımlı bir şekilde kullandığımızda o zaman tüm dünyanın yeniden ama bu sefer çok farklı bir şekilde yapılandığına şahit olacağız.

Yeni, büyük, güçlü ve birleşik bir Türkiye yolunda hep birlikte hareket etme ve bu üç silahı yine eski günlerdeki gibi tüm dünyanın menfaatine kullanmak ümidiyle…

Mehmet Fatih Bütün 

 

Reklam
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git