DKAB Müfredatında Devrim Yapılmalıdır

DKAB Müfredatında Devrim Yapılmalıdır
17 Mart 2015 tarihinde eklendi, 265 kez okundu.
Reklam

Siyasette bir jargon vardır… “Bu anayasa ile ilerlemek mümkün değil”. Bu jargonun eğitimdeki yansımasını şu şekilde düzenlemek mümkün müdür bilemiyorum ama gerçekten mevcut Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi müfredat sistemi le derslerin keyifli ve zevkli hale getirilmesi insanüstü bir çaba gerektiriyor. Bu cümleleri kurarken herhangi bir üst pedagojik bilgiye sahip, yüksek lisans sahibi, doktorasını tamamlamış biri olarak değil taşrada belli bir süre görev yapmış ve bir çok meslektaşını şu veya bu şekilde dinlemiş biri olarak söylüyorum.

Malumunuz olduğu üzere ilkokulların 4.sınıf ve ortaöğretimin tamamında DKAB dersi mecburi, yanı sıra seçmeli dersler olan Hz. Muhammed’in Hayatı, Temel Dini Bilgiler ve Kur’an’ı Kerim dersleri de eklendi. Ancak dikkatli incelenirse mevcut seçmeli derslerin müfredatı ile DKAB derslerinin içerikleri birbiriyle oldukça örtüşüyor. Yani DKAB derslerinin 1 ve 2.ünitelerini Temel Dini Bilgiler dersinde zaten göstermekteyiz. 3.Ünitelerini Hz. Muhammed’in Hayatı derslerinde gösterirken, 4.Ünite olan Kur’an öğrenme alanını da Kur’an-ı Kerim derslerinde gösteriyoruz. Hal böyle olunca geriye sadece ahlak ve kültür kısmındaki bir iki ünite kalıyor.

İşte bu yüzden DKAB dersinin müfredatı kanaatimce yeni bir ekip tarafından bir sonraki döneme yetiştirilecek şekilde değiştirilmelidir. Bu değişimi Ankara’da bulunan uzmanlar değil de sahada çalışan öğretmenler hazırlamalı ve bunu teklif olarak TTKB’ye iletmelidir. Bu yeni müfredat hazırlanırken 7 coğrafi bölgede yaşayan birbirinden farklı inanç iklimindeki insanlarımız düşünülerek yapılmalıdır. Özellikle ağırlıklı sünni kesimin yaşadığı bölgelerdeki müfredat kanaatimce Diyanet İşleri Başkanlığının kur sistemi esas alınarak şekillendirilmelidir. Diğer inançlara sahip vatandaşlarımızın kanaat önderlerinden alınacak bilgiler ile o bölgedeki insanlara hitap edecek gerçek bir müfredat ise özel olarak hazırlanmalıdır. Bu eğitimde birliği bozmaktan ziyade insanların inanç iklimini bir sisteme endekslemekten sıyıracağı için sanıyorum ki birlik ve beraberlik duygularımızı ortak inanç değerlerimiz çerçevesinde toparlayacaktır. Yani Caferi veya Alevi kardeşlerimiz din eğitimi ve öğretimi konusunda kendi din alimlerinin katkıları ile hazırlanarak devletimiz/bakanlığımız tarafından hayata geçirilen bir din dersi kitabı ile eğitimlerine devam etmesi onları da sanıyorum ki mutlu edecektir böylece aidiyet duygularımız millet olarak kuvvetlenecektir.

Yukarıda Diyanet kurumunu zikretmiştim. Gördüğüm kadarıyla müfredat anlamında ve kullanılan sistem açısından en kolay anlaşılır ve derslerde öğrenciler tarafından en çok benimsenen sistemin “kur sistemi” olduğunu müşahede ettiğimi de belirtmek isterim.

Belki bir çok din öğretmenimiz bana müfredatın değişmesinin gerektiği konusunda hak verecektir ama bunun çok radikal bir karar olduğunu da iyi biliyorum. Dolayısıyla büyüklerimiz bu yazımdan sonra belki bana çok sert tepki verecekler ama emin olun tek düşüncem eğitimde özellikle de din eğitiminin, sağlam, zevkli , keyifli ve kalıcı bilgilerin verilebildiği özel dersler haline getirilmesini sağlamak. Özellikle birlik ve beraberliğe çok ihtiyacımızın olduğu bu günlerde din eğitimi ve öğretiminin öğrencilerimiz tarafından keyifle zevkle ve istekle alınıyor olması bu birlik ve beraberliğin tesisinde çok önemli bir mihenk taşı olacaktır.

Mehmet Fatih Bütün
Eğitimci
mehmetfatihbutun@hotmail.com

Not: Bu yazı Milat gazetesinde yayımlanmıştır.

Reklam
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Sayfa başına git